Klasik Masallar

Güliver’in Renkli Dünyası

Bir zamanlar, uzak bir ülkede, denizlere açılmayı çok seven Lemuel Güliver isminde bir denizci yaşardı. Güliver, dünya üzerinde birçok yer keşfetmiş ve her gittiği yerde yeni dostlar edinmişti. Ama en büyük hayali, bilinmeyen, sıra dışı yerler görmekti. Bir gün, yine büyük bir maceraya çıkmak üzere bir gemiye bindi. Fakat bu seferki yolculuk, hiç beklemediği şekilde farklı olacaktı.

Güliver, gemisiyle açıldığında, fırtınalarla dolu bir denize doğru yol aldı. Gemi, büyük dalgalarla savrulurken birden büyük bir çarpma sesi duyuldu. Güliver, gözlerini araladığında kendini, büyük bir sahilde buldu. Başına gelenleri anlamadan, etrafındaki dünyaya göz gezdirdi. Her şey, tuhaf ve farklıydı. Güliver, bir adaya düşmüştü; fakat bu ada, bildiği adalardan çok farklıydı.

Ada, Lilliput adıdır ve burada yaşayanlar, Güliver’in boyunun neredeyse on katı küçüklüğündedir. Güliver, bu minik dünyada dev gibi görünüyordu. İnsanlar, Güliver’in dev boyutlarından korkarak saklanmaya başladılar. Ancak Güliver, sakin ve nazik bir şekilde onlara yaklaşarak, kendisinin dost canlısı bir insan olduğunu anlatmak istedi. Bir süre sonra, Lilliput’un halkı Güliver’in iyi niyetini anlamış ve ona yardıma karar vermişlerdi.

Güliver’in ilk macerası, Lilliput halkının krallarının birbirleriyle sürekli kavga etmeleri yüzündendi. Krallar, farklı bayraklar altında savaş açmışlardı, ama bu savaşların hiç anlamı yoktu. Krallardan biri, sadece “doğru” yönü tercih edebilmesi için bayrağını başka bir bayrakla değiştiriyordu. Güliver, bu büyük kavganın ne kadar anlamsız olduğunu fark etti ve iki krallığı da barışa ikna etti. Her iki hükümdar da, Güliver’in sakin yaklaşımından etkilenerek savaşı durdurdular.

Bir diğer macerasında, Güliver, dev gibi bir adam olarak Lilliput halkına kendi boyutlarını göstererek onları korkutmaktan kaçındı. Ama Lilliputlular, Güliver’i kucaklayıp onu sevmek istediler. Güliver, onlara çok nazik bir şekilde yardım etti, hiç birini ezmeden, onları gövdesiyle koruyarak onları mutlu etti.

Güliver’in Lilliput’tan sonra gittiği başka bir yer ise Büyük Ülkeler adı verilen bir dünyaydı. Burada her şey Güliver’in boyutlarında değil, ama çok daha büyük olan bir yerdi. Her şey devasa ve görkemliydi. Güliver, bu dünyada karşıladığı devasa yaratıklara karşı cesaretini gösterdi. Yine de her durumda, onlarla dostça konuşarak sorunları çözmeye çalıştı.

Lilliput’tan dönerken Güliver, dünyada her şeyin farklı olabileceğini, ancak önemli olanın insanlığın kalbinde taşıdığı sevgi ve anlayış olduğunu fark etti. Güliver, bir gün, kendi dünyasına döneceğini ve gördüğü her şeyi insanlara anlatıp, onları da farklılıkları anlamaya teşvik edeceğini karar verdi. Çünkü gerçek zenginlik, sevgiyle birbirini anlamaktan geçiyordu.

Masalın Anafikir: Dünya üzerindeki her şey farklı olabilir, ama sevgi, saygı ve anlayış her yerde geçerli bir dil olabilir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu