Denizin Ortasında Kaybolan Denizci

Bir zamanlar denizlerin cesur kaptanı olan Ceddin, hayallerini gerçekleştirmek için bir gün gemisiyle dünyayı turlamaya karar verdi. Gemisi, sağlam tahtalardan yapılmış ve yelkenleri rüzgarla dolup taşan bir macera gemisiydi. Ceddin, haritalarını, pusulasını ve yıldızları okuyarak rotasını belirlerdi. Ancak bir gün, dev dalgaların ve kalın sisin içinde, haritasını elinde tutarken fark etti ki yönünü tamamen kaybetmişti.
Gökyüzü kararmış, yıldızlar görünmez olmuştu. Pusulası deli gibi dönüyor, hiçbir yöne işaret etmiyordu. Deniz o kadar sessiz ve derindi ki Ceddin, bu uçsuz bucaksız mavilikte bir noktadan ibaret olduğunu hissetti. İlk başta korkuya kapıldı, çünkü hayatında ilk defa denizin ona böylesine büyük bir sırla meydan okuduğunu hissediyordu.
Ceddin bir süre çaresizce dalgaları izledi. Sonra derin bir nefes alarak kendi kendine dedi: “Eğer bu deniz beni yutmak isteseydi, şimdiye çoktan yapardı. Demek ki beni test ediyor. Cevabını bulmalıyım.”
Gemisinin kenarına oturup dalgaların ritmini dinlemeye başladı. Bir süre sonra, dalgaların bir şarkı gibi belirli bir yönde hareket ettiğini fark etti. “Deniz bana yol gösteriyor,” dedi heyecanla. Pusulaya gerek yoktu, çünkü denizlerin dilini anlamıştı.
Ceddin, dalgaların işaret ettiği yönde yelken açtı. Günlerce ilerledi ve sonunda sis dağılmaya başladı. Gökyüzünde parlak bir yıldız belirdi; o yıldız, onun eski rotasına dönmesini sağlayacaktı.
Ceddin bu olaydan sonra artık denizi sadece bir yolculuk yeri olarak değil, konuşan, öğreten ve ona rehberlik eden bir dost olarak görmeye başladı. Her kaybolduğunda, paniğe kapılmak yerine denizi dinlemeyi öğrendi. Çünkü deniz, sabredenlere daima bir çıkış yolu sunardı.
Ve böylece, denizci Ceddin, dünyayı dolaşıp maceralarını anlatan bir efsane haline geldi. Ama her hikayesinde şu cümleyle bitirirdi: “Kaybolmak, yeni bir yön bulmanın en güzel yoludur.”