Kırmızı Başlıklı Kız

Bir zamanlar, güzel ve saf bir kız çocuğu yaşarmış. Onun adı Kırmızı Başlıklı Kız’dı. Neden böyle bir ismi vardı derseniz, çünkü her zaman başında kırmızı renkte bir başlık takardı. Annesi ona bu başlığı hediye etmişti ve o başlık, Kırmızı Başlıklı Kız’ın en sevdiği eşyasıydı.
Bir gün, Kırmızı Başlıklı Kız’ın annesi ona bir görev verdi. Annesi hastalanan büyükannesine yiyecek götürmesini istedi. Bu yüzden küçük kız, sevinçle annesinin hazırladığı kek ve meyveleri bir sepete koyarak, büyükannesinin evine gitmek üzere yola koyuldu. Annesi, ona ormana gitmeden önce dikkatli olmasını, yolda tanımadığı kimseyle konuşmamasını ve hiç ara vermemesi gerektiğini söyledi. Kız, annesinin söylediklerini dikkate alarak yola çıktı.
Orman, her zaman olduğu gibi büyüleyici ve gizemliydi. Ağaçlar gökyüzünü gölgeliyor, kuşlar şarkılar söylüyordu. Ancak Kırmızı Başlıklı Kız, annesinin uyarısını unutmuş ve ormanın derinliklerine doğru ilerlerken yolunun kenarındaki güzel çiçekleri fark etti. Bu çiçekler o kadar güzel kokuyordu ki, bir an durup çiçekleri toplamak istedi. O sırada, hiç beklemediği bir şey oldu. Yanına yaklaşan bir kurt, ona selam verdi.
Kurt, oldukça kurnaz bir şekilde gülümsedi ve “Merhaba küçük kız, nereye gidiyorsun?” diye sordu. Kırmızı Başlıklı Kız, biraz çekinerek, “Büyükanneme yiyecek götürüyorum. Evine çok uzak değil,” dedi.
Kurt, kızın cevabını duyduktan sonra oldukça mutlu oldu. Kendi kendine, “Eğer bu kızı kandırırsam, önce büyükannesiyle sonra da kendisiyle güzel bir yemek yerim!” diye düşündü. Hemen kızı kandırmak için bir plan yaptı.
“Çok güzel bir yol seçmişsin, küçük kız. Ama sen çiçekleri toplarken, yolun biraz daha uzamış olabilir. Belki de büyükannenin evine daha hızlı gitmek için bu ormanın diğer yolunu takip etmelisin,” dedi kurt. Kırmızı Başlıklı Kız, kurtun söylediklerine kulak vererek, ona güvenerek diğer yolu takip etmeye karar verdi.
Kurt ise hemen ormanın derinliklerine dalarak büyükannenin evine doğru koştu. Evinin kapısını hızla çaldı, büyükannesine kendini tanıtarak içeri girdi. Zavallı büyükannesi korkuyla ne olduğunu anlamadan, kurt onu yuttu. Ardından, büyükannenin yatak odasına geçerek, onun giysilerini giyip yatakta uyur gibi yaptı.
Bir süre sonra, Kırmızı Başlıklı Kız çiçekleri toplamayı bitirip yola devam etti. Evine vardığında, kapıyı çaldı. “Büyükannem, ben geldim,” dedi. Ancak içeriden, garip bir ses duydu. “Gelsene, kızım, içeri gel.”
Kırmızı Başlıklı Kız, büyükannesinin sesindeki garipliği fark etti. İçeri girdiğinde, büyükannesinin yatağında oldukça tuhaf bir şekilde yatan birini gördü. Kafasında bir şeyler dönerken, yavaşça yaklaştı ve büyükannesinin kollarındaki garip değişiklikleri fark etti. “Büyükannem, neden bu kadar büyük kulakların var?” diye sordu.
Kurt, onun sorusuna sinsi bir şekilde cevap verdi: “Daha iyi duyabilmek için, küçük kızım.”
Kırmızı Başlıklı Kız biraz daha yaklaşıp, “Büyükannem, neden bu kadar büyük gözlerin var?” diye tekrar sordu.
Kurt yine aynı şekilde cevapladı: “Daha iyi görebilmek için, küçük kızım.”
Sonunda, Kırmızı Başlıklı Kız son bir soru sordu: “Büyükannem, neden bu kadar büyük dişlerin var?”
Kurt, birden ağzını açarak, “Seni yemek için!” diye bağırdı ve üzerine atıldı. Ancak Kırmızı Başlıklı Kız hızla geri çekilerek bağırmaya başladı.
Tam o sırada, ormanda çalışan bir avcı, Kırmızı Başlıklı Kız’ın çığlıklarını duydu. Hızla eve koşarak içeri girdi ve kurtu büyükannenin yatağından çekip dışarıya fırlattı. Kırmızı Başlıklı Kız ve büyükannesi büyük bir korku yaşamıştı, ama ikisi de sağ salim kurtulmuştu. Avcı, kurnaz kurdu yakalayıp, ormana uzak bir yere götürdü.
Kırmızı Başlıklı Kız ve büyükannesi, birbirlerine sarılarak mutlulukla gülümsediler. Kırmızı Başlıklı Kız, o günden sonra annesinin sözünü dinlemeye ve ormanda tanımadığı kimselerle konuşmamaya karar verdi.
Ve böylece, Kırmızı Başlıklı Kız, büyükannesine her gittiğinde mutlulukla yola çıktı, fakat artık her zaman dikkatli oldu. Ormanda yalnız başına yürürken, kimseye güvenmemeyi öğrendi.