Pamuk Prenses ve Ormanın Sırrı
Bir zamanlar, çok uzak bir krallıkta, Pamuk Prenses adında çok güzel bir kız yaşardı. Herkes onun cildinin ne kadar beyaz olduğunu söyler, bu yüzden ona “Pamuk Prenses” derlerdi. Ama güzelliği sadece dışı değil, içiyle de eşsizdi; o kadar nazik ve iyi kalpli biriydi ki, çevresindeki herkes onu severdi.
Pamuk Prenses’in annesi çok erken yaşta vefat etmişti, ama ona çok değerli bir öğüt bırakmıştı: “Gerçek güzellik, sadece dışarıda değil, kalbinde de bulunur.” Babası ise, her zaman onun yanında olur, ona sevgiyle bakar, ama Pamuk Prenses’in üzüntüsünü göremiyordu. Çünkü, zamanla krallığın yeni kraliçesi, kötü kalpli ve çok kibirli bir kadına dönüşmüştü.
Kraliçe, Pamuk Prenses’in güzelliğinden o kadar kıskanıyordu ki, her gün aynaya bakarak, “Beni geçebilecek başka kimse yok!” diyordu. Ama bir gün aynadan gelen ses ona, “Sen en güzel olabilirsin, ama Pamuk Prenses senden daha güzeldir,” dedi. Bu sözler, kraliçenin öfkesini daha da büyüttü. Onun kalbinde, güzellik ve kibir karışmıştı.
Kraliçe, Pamuk Prenses’i bir şekilde ortadan kaldırmak için planlar yapmaya başladı. Bir avcı tuttu ve ona, Pamuk Prenses’i ormanda öldürmesini söyledi. Ama avcı, Pamuk Prenses’in masumiyetine karşı koyamadı. O kadar saf ve iyi kalpli biriydi ki, avcı onu bırakmaya karar verdi. “Kaç, ve geri dönme,” dedi avcı, “Çünkü seni öldürmemi isteyen kraliçe, bir yalan söylüyor.”
Pamuk Prenses, ormanın derinliklerine doğru kaçtı. Korkuyordu, ama bir yandan da ormanın ona ne gibi sırlar sunduğunu merak ediyordu. Ormanda ilerlerken, çok geçmeden küçük bir ev buldu. Eve girdiğinde, içinde kimseyi bulamadı. Ama yemekler masanın üstündeydi, tabaklar kirliydi, ve sanki birileri buradaymış gibi izler vardı.
Pamuk Prenses, bu küçük evin yedi cüceler tarafından yaşandığını öğrendi. Cüceler, ormanda yaşayan, birbirinden farklı ama çok iyi kalpli küçük adamlardı. Birlikte yemek yer, birlikte çalışır ve her zaman birbirlerine yardım ederlerdi. Cüceler, Pamuk Prenses’i sevgiyle karşıladılar. “Burası senin de evin olabilir,” dediler. “Ama dikkatli ol, kraliçe seni arayacaktır. O çok kötüdür.”
Pamuk Prenses, cücelerin evinde huzur buldu. Yedi cüce ona sevgiyle bakarak, “Biz burada seni koruruz, ama dışarı çıkma,” dediler. Ancak, bir gün kraliçe, Pamuk Prenses’in ormanda olduğunu öğrendi ve ona zarar vermek için başka bir plan yaptı.
Kraliçe, bir sihirli elma alarak, ormana gitti. “Pamuk Prenses’e bir hediye verirsem, o zaman onun ne kadar güzel olduğunu göstereceğim,” diye düşündü. Kötü kalpli kraliçe, ormanda Pamuk Prenses’i buldu ve ona elmayı verdi. “Bu elma, sana uzun bir yaşam verecek,” dedi. Pamuk Prenses, onu alıp bir ısırık aldı. Ama aniden bayıldı ve yere yığıldı.
Cüceler eve döndüğünde, Pamuk Prenses’i baygın halde buldular. Onu uyandırmak için ellerinden geleni yaptılar ama başarılı olamayınca, ormanda bir şeyler aradılar. Derken, bir prensesin öpücüğünü hatırladılar. Pamuk Prenses’in kalbinin saf olduğunu bilen cüceler, ona doğru yaklaşıp, birer birer sevgiyle öptüler. Ve en sonunda, bir prensin öpücüğü ile Pamuk Prenses uyandı.
Pamuk Prenses, uyandığında, gözlerinde mutluluk ve huzur vardı. Kraliçe, kötü planları ile başarısız olmuştu ve sonunda adalete teslim edildi. Pamuk Prenses, yedi cücelerle birlikte huzurlu bir şekilde yaşamaya devam etti. Her zaman doğruyu yapan, kalbi temiz olan ve sevgiyle dolu olan Pamuk Prenses, gerçek güzelliğin dış görünüşten çok daha derin olduğunu bir kez daha kanıtlamıştı.
Masalın Anafikir: Gerçek güzellik, sadece dış görünüşle değil, kalbin içindeki iyilikle ölçülür. Kötülük her zaman başarısız olur ve sevgi, her zaman kazanır.